David Holland

Kutsal Yazıları okurken, orada bulunan bölüm başlıkların ve ayetlerin alıntı veya gönderme yapabilmemiz için bizlere kolaylık sağlansın diye oraya eklendiklerini unutmamamız lazım. Bunu göz önünde tutup, Yasa’nın Tekrarı 27. bölümünde yer alan yasanın ve buyrukların açıklanmasına gelelim. Buradaki sahneyi kafanızda canlandırmanızı istiyorum. İsrail oymaklarından altısı Gerizim Dağı'nda ve diğer altısı da Eval Dağı'nda toplanmış bulunmaktadır. Buyrukları okunurken, Yasa'nın sözlerine itaat edenlere bereketler ilan edilmekte ve itaat etmeyenlere de lanetler okunmaktadır.

Bunun hemen ardından, sizlerin de çok iyi bildiğiniz o yirmi sekizinci bölüm gelmektedir. “Eğer Tanrınız RAB’bin sözünü iyice dinler ve bugün size ilettiğim bütün buyruklarına uyarsanız...Tanrınız RAB’bin sözünü dinlerseniz, şu bereketler üzerinize gelecek ve sizinle olacak”, (Yas. 28:1,2). Yasa’nın Tekrarı 28. bölümünün ilk 14 ayetinde sağlık, refah ve zafer gibi çeşitli bereket sözleri yer almaktadır! Harika vaatlerdir bunlar...eğer dinler ve buyrukları yerine getirirsek! Sorun da buradadır zaten, çünkü bizler insanız, elçi Yakup şöyle yazar: “Çünkü Yasa’nın her dediğini yerine getirse de tek konuda ondan sapan kişi bütün Yasa’ya karşı suçlu (Yasa’yı çiğnemiş) olur” , (Yak. 2:10).

Zayıf insan doğamızdan ötürü, Yasa’nın Tekrarı 28: 1-14’ te yer alan o harika bereketlere kavuşma ihtimalimiz ve ümidimiz hiç yoktur sonucunu kolaylıkla çıkabiliriz. Genel anlayışın aksine, Musa’nın Yasası bizlere nasıl yaşamamız gerektiğini açıklamak için değil, fakat bizim ne kadar günahlı (günahkar) olduğumuzu göstermek için verilmiştir. Bu Yasa verilmemiş olsaydı günahın ciddiyetini ve günahın ne denli günah olduğunu fark edemeyecektik!

Bu çaresiz durumumuz karşısında, Yasa kişisel bir kurtarıcıya olan ihtiyacımızı işaret etmektedir. “Yani imanla aklanalım diye Mesih’in gelişine dek Yasa eğitmenimiz” olmuştur, (Gal. 3:24).

Yeni Antlaşma’da, imanla aklanmanın ne anlama geldiğini ve kurtuluşun tam olarak neyi ifade ettiğini bir düşünelim.

Efes ve Kolose’deki inanlılara mektup yazan Pavlus, imanlı olan bizlerin bir kefaretle kurtulduğumuzu açıklar, “Mesih’in kanı aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk”, (Ef. 1:7, Kol. 1:14). Ve bu sayede “Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunuyla sonsuza dek yetkinliğe erdirmiştir” , (İbr. 10:14). Yani O’nun lütfu aracılığıyla kavuştuğumuz kurtuluş bütün günahlarımızın bağışlanmasına kavuştuğumuz anlamına gelir. Pavlus’un lütuf hakkında aldığı bu esin ne denli büyük bir esindir! Yasa’nın gerektirdiklerini yerine getiremeyen bizler hüküm giymiştik fakat, “İnsan benliğinden ötürü güçsüz olan Kutsal Yasa’nın yapamadığını Tanrı yaptı. Öz Oğlu’nu günahlı insan benzerliğinde günah sunusu olarak gönderip günahı insan benliğinde yargıladı. Öyle ki, Yasa’nın gereği, benliğe göre değil, Ruh’a göre yaşayan bizlerde yerine gelsin” , (Rom 8:3, 4).

Tanrı’nın doğruluğuna sahip olan bizler, “İbrahim’e sağlanan kutsama Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizler vaat edilen Ruh’u imanla alalım diye, Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı” , (Gal. 3:13,14).

Böylece, Yasa’nın Tekrarı 28. bölümünü yeni bir ışık altında okuyabiliriz. Aldığımız Yeni Doğuş sayesinde bizler artık doğru kılınmış bulunmaktayız, (2 Ko. 5:21). Bu nedenle de bütün Yasa’nın dediklerini yerine getirme şartı yerine getirilmiş bulunmaktadır, ama bunu yerine getiren bizler değil İsa Mesih’tir, O bizim için bunu yerine getirmiştir. “Tanrı Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için...Yasa altında doğan öz Oğlu’nu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım” , (Gal. 4:5). Yasa’nın Tekrarı 28: 15-68 ayetlerinde bahsi geçen her lanet ve hatta orada yazılı olmayan her lanet için de (ayet 61) artık sevinçle şöyle haykırabilirsiniz: Ben, kanserden, yoksulluktan, ateşten, iltihaplardan, bütün bunlardan özgür kılındım! Tanrı’ya sonsuzlara dek hamdolsun!